23 Temmuz 2014 Çarşamba
Mutlu Olmak
Herşeyin, yaşadığı duygudan ibaret olduğunu anlıyor insan zamanla..Ruh haliniz, hayata bakışınız o kadar önemli ki..Yaşamınızın belirleyicisi adeta..Kötü olarak tanımladığınız herhangi bir olayı yaşadığınızda o an karşınıza çıkan herşeyi o duygu durumuna göre değerlendiriyorsunuz. Yaşadığınız güzel şeylerde de etkisini sürdürüyor bu durum ve herşey güzel geliyor size.İyi ve mutlu olmak için güzel şeylerin yaşanmasını beklemek şart mı? Sürekli bir beklentimiz olduğunda o kadar zorlaşıyor ki bu. Artık bundan vazgeçip sürekli kötü ve mutsuz hissetmeye başlıyoruz kendimizi..Açıklamasını da şöyle yapıyoruz; güzel hiçbir şey yaşamadım ki mutlu olabileyim. Herşeyin bizden ibaret olduğunu aslında herşeyi kendimize yine kendimiz yaşatabileceğimizi unutuyoruz. Belki de kabul etmek istemiyoruz. Çünkü dışarıdan bir etkene bağlanınca herşey daha kolay oluyor. Geçerli bir sebebi var, benimle bir alakası yok deyip buna sığınmaya çalışıyoruz. Kendimizden başka hiçbir şeyin bize mutluluk getirmeyeceğini bir türlü hayatımıza geçiremiyoruz. Yaşadığımız her anı harika bir şekilde yaşamak bizim elimizde..Başka herhangi bir faktöre bağlı kalmadan.. Bunu ısrarla kabul etmeyip hep bir beklenti içine giriyoruz. ''İşim şu noktaya gelirse mutlu olacağım. Sevgilim benimle evlenmek isterse mutlu olacağım. Okulumda şu durum şöyle olursa, çocuklarımla aramdaki şu mesela hallolursa'' diye uzayıp giden kocaman bir listemiz var. Ancak şu olursa mutlu oluruma odaklandığımız için hep bekleme halindeyiz. İstediğimiz şey gerçekleşincede o beklenti listesinden birini çıkarıp diğerini ekliyoruz. Ve bu liste hiçbir zaman tamamlanamıyor. Bizde yine her zamanki gibi ''Ee bak görüyorsun işte, bende mutlu olmak isterim ama'' diye başlayıp istediğimiz şeylerin olmadığından yakınıyoruz. Nereye kadar? Hiç düşündünüz mü? Düşünmediyseniz düşünmeye başlasanız iyi olur. Hayat geçiyor..Üstelik siz tadına varamadan..
18 Temmuz 2014 Cuma
İfade Özgürlüğü
Herkesin kendini ifade etme biçimi farklıdır. Sen sözel olarak ifade edebilirsin fakat bir başkası yazarak ifade eder kendini. Diğeri müziği araç olarak kullanır. Başka biri dans ederek, resim yaparak,tasarımlayarak ifade eder. Araç ne olursa olsun kendini ifade edebilmeli insan, ortaya koyabilmeli herşeyini. Özgürce, kendince, rahat rahat ifade edebilmeli. Edemediği taktirde ne kendi mutlu oluyor ne de çevresindeki insanlar. İfade özgürlüğü, insanın kendini bulmasını sağlıyor. Kendini buldukça mutluluğa ve doyuma ulaşıyor insan. Bu yüzden kendimizi ifade etmeye çalışalım ve kendini ifade eden insanlara saygı duyalım.
16 Temmuz 2014 Çarşamba
Herşey Senin Hayatın İçin
Karşına çıkan insanlara dikkat et bak.Çok ortak yanın olduğunu göreceksin.Ama yeteri kadar dikkatli bakarsan tabi.Hoşuna giden veya gitmeyen özelliklerini kurcaladığında senden,içinden birşeyler bulacaksın.Mutlaka sana birşeyleri hatırlatmak için geldiğini de unutma.Ya da öğrenmen gereken dersi öğrenmen için geldiğini.Ne amaçla gelmiş olursa olsun inanki, senin iyiliğin için geldi.Hayat yolunda sana bir adım daha attırmak için.İster o adımı ileri atarsın, ister geri.Karar senin.Hayatta senin.Seçimlerini doğru yaparsan ve içindeki sesi dinlersen herşeyin güzel olacağı söylenir ya hep.İşte karşına çıkan herşeyi böyle değerlendirmelisin. Hiçbir şey tesadüf değil. Mutlaka var bir sebebi.Bir amaca hizmet ediyor. Ve senin hayatındaki bir amaca.
13 Temmuz 2014 Pazar
Reklamın Önemi
Reklam deyip geçmeyin. İşte size gerçek bir yaşam öyküsü..
Ünlü bir firmanın hikayesidir bu. Hatta şu anda da en popüler markalardan biri. Ama adını açıklamayacağım tabi ki..
İki üniversite öğrencisi, ellerinde avuçlarında ne varsa tüm harçlıklarını ismini koydukları ama henüz faaliyete geçmemiş olan şirketleri için harcarlar. Harcama da şu; her yerde duvarlarda,otobüslerde aklınızın alabileceği her yerde iş yapmayı planladıkları şirketin ismi..Yani tüm paralarını reklama yatırırlar. Ama ortada faaliyette olan bir işyeri yok henüz. Tüm paralarını buna harcarlar harcamalarına da insanlar bulsa o şirketin bir mağazasını alışveriş yapacaklar fakat hiç bir yerde yok. Bunun üzerine bir iş adamına giderler ve durumu detaylıca anlatırlar. Biz reklamımızı çok iyi bir şekilde yaptık fakat ortada şirket yok derler. İş adamı bu iki üniversite öğrencisini çok zeki bulur ve onlara ortaklık etmeye karar verir. İş adamının da desteğiyle şirketi açarlar üretime başlarlar ve bugünün de sayılı firmalarından olan şirket böylelikle tüketicilerine hizmet vermeye başlar.
Yeter ki, bir yerlerden başlayın ve harekete geçin!
Ünlü bir firmanın hikayesidir bu. Hatta şu anda da en popüler markalardan biri. Ama adını açıklamayacağım tabi ki..
İki üniversite öğrencisi, ellerinde avuçlarında ne varsa tüm harçlıklarını ismini koydukları ama henüz faaliyete geçmemiş olan şirketleri için harcarlar. Harcama da şu; her yerde duvarlarda,otobüslerde aklınızın alabileceği her yerde iş yapmayı planladıkları şirketin ismi..Yani tüm paralarını reklama yatırırlar. Ama ortada faaliyette olan bir işyeri yok henüz. Tüm paralarını buna harcarlar harcamalarına da insanlar bulsa o şirketin bir mağazasını alışveriş yapacaklar fakat hiç bir yerde yok. Bunun üzerine bir iş adamına giderler ve durumu detaylıca anlatırlar. Biz reklamımızı çok iyi bir şekilde yaptık fakat ortada şirket yok derler. İş adamı bu iki üniversite öğrencisini çok zeki bulur ve onlara ortaklık etmeye karar verir. İş adamının da desteğiyle şirketi açarlar üretime başlarlar ve bugünün de sayılı firmalarından olan şirket böylelikle tüketicilerine hizmet vermeye başlar.
Yeter ki, bir yerlerden başlayın ve harekete geçin!
ENERJİNİN DÖNGÜSÜ
Herşey nasıl oluyorda birbirini zincirleme olarak etkiliyor, birlikte bakalım. Ne dersiniz?
Sabah uykudan uyanan bir çiftle başlıyor öykümüz. Kadın, belkide görmüş olduğu rüyanın da etkisiyle uyandığında oldukça asabi bir ruh hali içinde. Eşine dönüp 'yine mi?sen, yine mi?aynı yaşantı.uyudum uyandım hiçbir şey değişmemiş' diyor. Adam da bu tavır karşısında ne yapacağını bilemeyerek ve şaşkınlıkla hızlıca yataktan kalkıp telaşla duşunu alıp giyinmeye başlıyor. Eşinin ruh hali kendisine de geçip negatifleşiyor ve kahvaltı bile etmeden hatta eşine hoşçakal bile demeden aceleyle evden çıkıyor. Arabasına binip 'lanet olsun bugüne'diyor ve yola koyuluyor. Kahvesini bile içmeden yola çıktığı için henüz tam olarak ayılmış değil. Hızla arabasını sürerken bir anlık dalgınlıkla önüne çıkan çocuğu son anda farkediyor ve acı bir frenle tam olarak çocuğun ayaklarının dibinde durmayı başarıyor.O anda çocuğun annesi çocuğa öyle bir sesleniyor ki çocuk telaşa kapılıp arabayı elleriyle itiyor ve büyük bir huzursuzluk yaşamaya başlıyor. Yolun karşısına geçip annesiyle beraber yürürken köşeyi dönen yolda bir anda karşısına bir kedi çıkıyor ve çocuğun o anki telaşı ve huzursuzluğuyla yaptığı bir refleks sonucunda kediyi tekmeliyor ve kedi biraz ilerde bulunan demirlere saplanıyor. Kedinin sahibi olan kız koşarak geliyor ve bir bakıyor kedisi oracıkta ölmüş. Kız depresyonuna geri dönüyor ve hemen doktoruna koşuyor. Doktoruna 'siz bana depresyondan kurtulmam için kedi hediye ettiniz ve ben çok iyiydim ama o şimdi öldü. ben yine yalnızım' deyip orada bulunan kesici bir aletle bileğini kesiyor. Ölmüyor fakat hastaneye zor yetiştiriliyor ve doktor bundan çok etkileniyor. Eve giderken kara kara düşünüyor. Ben nerede, nasıl bir hata yaptım diye. Eve gittiğinde eşi kapıda karşılıyor fakat doktor günün kötü geçmesinden dolayı kendini çok bitkin hissediyor ve hemen yatacağını söylüyor. Kadın da zaten uzun süredir eşiyle arasının açık olmasından dolayı bir anda kendini dışarı atıyor ve yürümeye başlıyor. Karşısına eski sevgilisi çıkıyor. Kadının kötü olduğunu görünce konuşmak isteyip istemediğini soruyor. Kadın cevap vermekten bile aciz bir durumda kötü olduğunu belli ediyor. Adam kadını evine davet ediyor. Konuşmaya başlıyorlar fakat kadının şefkat arzusundan ve adamında kadına olan ilgisinden dolayı aralarında bir yakınlaşma oluyor ve beraber oluyorlar. Ardından kadın kendini kötü hissediyor ve ağlamaya başlıyor. 'Senin yüzünden eşime ihanet ettim'diyor ve kendini ne kadar kötü hissettiğini anlatıyor. Adam, kadının haline ve kendi hissettiklerine odalanarak dışarı çıkıyor ve bir bara gidiyor. Sarhoş olana kadar içiyor. Evine gitmek üzere arabasına biniyor ve aracını sürmeye başlıyor. Tam o sırada balerin bir kız dönerek yola doğru çıkarken adam sarhoşluğun verdiği dalgınlıkla kızı farkedemiyor ve kıza çarpıyor. Kız hayatını kaybediyor ve doktorlar ailesine haber veriyor. Aile, öykümüzün başındaki çift..
Sabah uykudan uyanan bir çiftle başlıyor öykümüz. Kadın, belkide görmüş olduğu rüyanın da etkisiyle uyandığında oldukça asabi bir ruh hali içinde. Eşine dönüp 'yine mi?sen, yine mi?aynı yaşantı.uyudum uyandım hiçbir şey değişmemiş' diyor. Adam da bu tavır karşısında ne yapacağını bilemeyerek ve şaşkınlıkla hızlıca yataktan kalkıp telaşla duşunu alıp giyinmeye başlıyor. Eşinin ruh hali kendisine de geçip negatifleşiyor ve kahvaltı bile etmeden hatta eşine hoşçakal bile demeden aceleyle evden çıkıyor. Arabasına binip 'lanet olsun bugüne'diyor ve yola koyuluyor. Kahvesini bile içmeden yola çıktığı için henüz tam olarak ayılmış değil. Hızla arabasını sürerken bir anlık dalgınlıkla önüne çıkan çocuğu son anda farkediyor ve acı bir frenle tam olarak çocuğun ayaklarının dibinde durmayı başarıyor.O anda çocuğun annesi çocuğa öyle bir sesleniyor ki çocuk telaşa kapılıp arabayı elleriyle itiyor ve büyük bir huzursuzluk yaşamaya başlıyor. Yolun karşısına geçip annesiyle beraber yürürken köşeyi dönen yolda bir anda karşısına bir kedi çıkıyor ve çocuğun o anki telaşı ve huzursuzluğuyla yaptığı bir refleks sonucunda kediyi tekmeliyor ve kedi biraz ilerde bulunan demirlere saplanıyor. Kedinin sahibi olan kız koşarak geliyor ve bir bakıyor kedisi oracıkta ölmüş. Kız depresyonuna geri dönüyor ve hemen doktoruna koşuyor. Doktoruna 'siz bana depresyondan kurtulmam için kedi hediye ettiniz ve ben çok iyiydim ama o şimdi öldü. ben yine yalnızım' deyip orada bulunan kesici bir aletle bileğini kesiyor. Ölmüyor fakat hastaneye zor yetiştiriliyor ve doktor bundan çok etkileniyor. Eve giderken kara kara düşünüyor. Ben nerede, nasıl bir hata yaptım diye. Eve gittiğinde eşi kapıda karşılıyor fakat doktor günün kötü geçmesinden dolayı kendini çok bitkin hissediyor ve hemen yatacağını söylüyor. Kadın da zaten uzun süredir eşiyle arasının açık olmasından dolayı bir anda kendini dışarı atıyor ve yürümeye başlıyor. Karşısına eski sevgilisi çıkıyor. Kadının kötü olduğunu görünce konuşmak isteyip istemediğini soruyor. Kadın cevap vermekten bile aciz bir durumda kötü olduğunu belli ediyor. Adam kadını evine davet ediyor. Konuşmaya başlıyorlar fakat kadının şefkat arzusundan ve adamında kadına olan ilgisinden dolayı aralarında bir yakınlaşma oluyor ve beraber oluyorlar. Ardından kadın kendini kötü hissediyor ve ağlamaya başlıyor. 'Senin yüzünden eşime ihanet ettim'diyor ve kendini ne kadar kötü hissettiğini anlatıyor. Adam, kadının haline ve kendi hissettiklerine odalanarak dışarı çıkıyor ve bir bara gidiyor. Sarhoş olana kadar içiyor. Evine gitmek üzere arabasına biniyor ve aracını sürmeye başlıyor. Tam o sırada balerin bir kız dönerek yola doğru çıkarken adam sarhoşluğun verdiği dalgınlıkla kızı farkedemiyor ve kıza çarpıyor. Kız hayatını kaybediyor ve doktorlar ailesine haber veriyor. Aile, öykümüzün başındaki çift..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)