15 Ocak 2015 Perşembe
Tam Olmak İçin
Geçmişimizi ne kadar kabullenebiliyoruz? Herşeyiyle, tüm yaşanmışlığıyla, olduğu gibi..Yok saymadan, üzerini örtmeye çalışmadan,geçiştirmeden..Kabullenmemiz için hep iyi şeyler mi? yaşamış olmalıyız. Her güzelliği kolayca bağrımıza basabiliyoruzda, neden? olumsuz yaşanmışlıklarımızı, yanlışlarımızı, hatalarımızı bir türlü kabul edemiyoruz. Biz her ne kadar üzerlerini örtmeye çabalasakta onlar tüm hızıyla yüzeye çıkıp 'ben buradayım'diyorlar. Adeta gözümüze sokar gibi..Onlar da bize ait..Onlar da bizi biz yapan şeyler..Tıpkı iyi ve güzel yaşanmışlıklarımız kadar..Bizi 'tam' yapmakla kalmayıp yolumuzda daha iyi ilerlememizi sağlıyorlar. Bütünü oluşturan kıymetli parçalar..Siyah-beyaz bir puzzle tablosu düşünün. Tüm beyaz parçaları yerine yerleştirdiniz, siyahlar tablo dışında kaldı. Peki..Şimdi bu tablo tamamlanmış oldu mu? Bizde tıpkı bir puzzle tablosu gibiyiz. Ancak siyah parçalarımızda tabloya dahil olduğunda tamamlanabiliyoruz. Dönüp arkaya baktığımızda ''keşke yaşanmasaydı'' dediğimiz herşey, bizi şu an ki biz yapan, tamamlayan ve daha iyiye taşıyan şeyler. Yaşanmışlığı, tek başına değerlendirmeyelim. Bütüne nasıl bir fayda sağladığına bakıp, kazanımlarımızı görelim. İlk önce buna şükredelim sonra da tüm benliğimizle kabul edelim. Bunu içselleştirdiğimizde yolculuğumuz esnasında taşıdığımız gereksiz yüklerden nasıl da kurtulduğumuzu göreceğiz. Ve bunun bizi ne kadar hafiflettiğini farkedeceğiz. Hafiflemiş olarak devam ettiğimiz bu yolculuk, hem hızlanmamızı hem de yolculuğumuzdan keyif almamızı sağlayacak.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder