Hedeflerimiz, isteklerimiz kısacası hayatımız için harekete geçiyor muyuz? Yoksa hep önümüze düşsün, fırsat karşıma çıksın deyip kendimiz dışındaki kişi ve durumlardan mı?bekliyoruz herşeyi.. '' Yapmak istediğim iş beni bulur, henüz bulmadı'' '' Yeteneğimi kimse keşfetmedi ki'' ''Sigarayı bırakıcam ama doğru yöntem karşıma çıkmadı'' ''Spor yapmak istiyorum da beni motive edecek kimse yok'' Bu cümleler tanıdık geliyor mu? bir yerlerden..Konuya bir de ben neler yapabilirim diye bakabiliyor muyuz? Yoksa parmağımızı hep karşı tarafa mı?yöneltiyoruz. Olmasını istediğimiz şeylerde kendimiz dışında herkesten beklenti halinde yaşıyoruz. Ve yaşamımız böylece akıp gidiyor. Bir an durup arkaya baktığımızda olmasını istediğimiz bir çok şey henüz gerçekleşememiş. Gerçekleştirmek için ne yapıyoruz?
Hayat bizim. Hedeflerimiz, isteklerimiz, hayallerimiz de bizim. Bize ait olan şeylerde, bizim dışımızdaki etkenler kendi etkimiz kadar teshir edebilir mi?hayatımıza..Kendi gücümüzün farkına varma vakti gelmedi mi? Bence çoktan gelmiş..Sizce?
28 Ekim 2014 Salı
24 Ekim 2014 Cuma
Işığımızı Fark Edince
İçinizdeki ışığı görebiliyor musunuz? Kuvvetli yönlerinizi, potansiyelinizi, güçlü yanlarınızı..Bunları göremeyip daha çok karanlıklarınıza mı? odaklanıyorsunuz. Karanlıklarımızı da görelim tabi ama ilk önce aydınlık, ışıklı tarafımıza yönelmeye ne dersiniz? Işığımızı farkedince karanlığımız hiçte korkutmayacak, daha rahat kabullenmemizi sağlayacaktır. Işığımızın gücünü görüp kendimize katarsak hayatta isteyipte yapamadığımız hiçbir şeyin olmadığını göreceğiz. Ve o andan itibaren hayat daha bir güzel görünecek gözümüze. Yaşadığımız herşeyde kendi gücümüzü görüp hayatımıza nasılda etki ettiğimizi hatta en fazla etkininde kendimizinki olduğunu fark edeceğiz. Gerçek eğlence o zaman başlayacak. Eğlenceyi başlatmaya ne dersiniz?
18 Ekim 2014 Cumartesi
Hayatımıza Yön Verirken
Hayatımızda olup biten herşeyi kendi algılarımıza göre yaşıyoruz. Verdiğimiz tepkiler, o konu hakkındaki yorumlarımız, oluşan duygu hallerimiz hepsi bize ait. Bunun herhangi bir standardı yok. İki kişi evlenmeye karar veriyor. Öyle güzel ve yoğun duygular yaşıyorlarki..Tam birbirlerine göre olduklarını düşünüyorlar. Mutlular her anlarından.. Peki yakınları? Onlarda aynı duygudalar mı? Bir tarafın ailesi ''Nerden çıktı şimdi bu evlilik'' derken ve duruma tamamen bu duygularla yaklaşırken diğer taraf ''Çok mutluyum, evladım evleniyor'' diyebiliyor. Olay aynı ama kişilerde bıraktığı hisler,tepkiler,yorumlar ne kadar farklı..Tabi burada olayı bizzat yaşayan ve biraz dışardan yaşayan kişilere göre de değişebiliyor bu tutum. Birde bunu tamamen aynı taraftan yaşayan kişilere göre değerlendirelim. Çiftlerden kadın olanın dört yakın arkadaşını ele alalım. Ve onları evliliğe bakış açılarına göre yorumlayalım. Biri evlenip ayrılmış, diğeri hiç evlilik yaşamamış, üçüncüsü bizzat yaşamamış ama en yakın arkadaşının evlenip ayrıldığına tanık olmuş, sonuncusuda harika bir evlilik süren anne babaya sahip. Bu kişiler, arkadaşlarının yaşadığı evliliğe aynı yerden bakabilir mi?sizce..Bakış açıları kendi deneyimlerine göre değişiklik gösterecektir. Ama burada önemli olan olayı bizzat yaşayan kişilerin ne düşündüğü ve hissettiğidir tabiki. Herkesi düşünerek onların bakış açılarına göre hayatımızı yönlendiremeyeceğimize göre kendi iç sesimizi dinleyip kendi hayatımızı kendi tepkilerimiz,yorumlarımız ve duygu hallerimizle yaşamalıyız.
9 Ekim 2014 Perşembe
Ulaşın
Hayatınızda yolunda gitmeyen bir şeyler mi?var. Artık bunları değiştirmek mi? istiyorsunuz. Mutlu mu? olmak istiyorsunuz. Daha fazla başarı,daha fazla huzur,daha fazla para mı?istiyorsunuz. O halde koçluk hizmeti almaya hazırsınız. Hemen ulaşın; elcinsasmaz@hotmail.com
8 Ekim 2014 Çarşamba
Negatif ve Pozitif İnsanların Hayatımıza Etkisi
Hayatınızdaki negatif,olumsuz,karamsar insanlardan ne kadar etkilendiğinizi biliyor musunuz? Hatta bunun çoğu zaman farkına bile varmadan..Birinizden biri bir tarafa çekmeli, başka türlü iletişim devam edemiyor. Bu hangi ilişkide olursa olsun böyle..Ya pozitif negatifi çekecek yada negatif pozitifi çekecek. Eğer siz, negatif kişiyi pozitifliğe çekemiyorsanız kurtulun o kişiden. İnanın sizin için en güzel sonuç bu olacaktır. Size fark ettirmeden öyle bir karamsarlıkla doldururlar ki tüm hücrelerinizi, yaşama sevincinizi yitirirsiniz adeta. Hiçbir şeyden zevk almadığınızı hissedersiniz. Çevrenizdeki kişileri gözlemlemeye ve sizi ne derece etkilediklerine bir bakın. Farkına vardığınız ve olumsuz yönde etkilendiğiniz kişilerden uzak durun. Derin bir nefes alıp 'dünya varmış'diyeceksiniz. Tam tersi içinde harekete geçin. Hayatınıza pozitif insanları dahil edin. Size ne kadar hoşluk katacaklarına inanamayacaksınız. Yaşama sevincinizi yeniden kazanacaksınız. Hayatımızdaki insanlara dikkat edelim ve farkına varalım. Farkına varmakla kalmayıp harekete geçelim. Bir tane hayatımız var. Neden en güzel haliyle yaşamayalım ki?
2 Ekim 2014 Perşembe
Duygularımızdaki Yaralar
Bedenimiz yaralandığında nasıl telaşa kapılıp müdahale edilmesini istiyorsak ve harekete geçiyorsak duygularımız yaralandığındada aynı özeni göstermeliyiz. Yaralanmamızın boyutuna göre hareket etmeliyiz. Ameliyatsa ameliyat, pansumansa pansuman.Sadece merhem sürdüğümüzde hallolacak bir yaraysa o halde merhemi sürelim. Kısaca harekete geçelim. Duygularımızın hasar gördüğü noktalarda biz napıyoruz? Tıpkı bedenimizin yaralandığı anda verdiğimiz o feryat figan tepkiyi veriyorsak bile bununla kalıyoruz. Ağladık, bağırdık, feryadımızı ettik. Peki sonra? İyileştirmek için herhangi bir müdahalede bulunuyor muyuz? Bırakın müdahalede bulunmayı açık yaranın üstünü kapatıp yaranın dahada kötüleşmesi için uğraşmıyor muyuz? Daha fazla acı çekeceğiz diye yarayı görmezden geliyoruz. İyileştirici herhangi bir müdahalede bulunmayıp sürekli açık yarayı örtmeye çalışmamızda o yaranın kabuk bağlamamasına neden oluyor. Sonra bekliyoruz kabuk bağlasında artık tamamen iyileşsin diye. Kendiliğinden iyi olsun ve geçsin gitsin hatta izi bile kalmasın istiyoruz. Biz bu konuda birşey yapmazsak bu nasıl mümkün olabilirki?
Yaranın vereceği acı her ne boyutta olursa olsun onu iyileştirmek için çaba sarfedelim. İnanın o anda yaşanacak olan acı; hiç iyileşmeyen, bir türlü kabuk bağlamayan ve git gide dahada kötü bir hal alan açık yaranın vereceği uzun süreli acıdan daha az olacaktır.
Yaranın vereceği acı her ne boyutta olursa olsun onu iyileştirmek için çaba sarfedelim. İnanın o anda yaşanacak olan acı; hiç iyileşmeyen, bir türlü kabuk bağlamayan ve git gide dahada kötü bir hal alan açık yaranın vereceği uzun süreli acıdan daha az olacaktır.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)