23 Eylül 2014 Salı

Şeffaf Olmanın Getirdikleri

Senin içinde fırtınalar kopuyorken o durgun sularda yüzüyorsa hissedilen farklı demektir. Farklı hisler ilişkideki ayrımı başlatan en önemli etkendir.
Böyle başlıyoruz işte birbirimizi anlamamaya..Aynı dilden konuşmamaya..Eleştirmeye..Yargılamaya..Hatta savaşmaya..Savaş başladığı anda durup bir düşünsek halbuki..Neden karşı saflarda yer aldığımızı bir sorsak kendimize..Başlangıçta aynı amaçlara sahip değil miydik? Mutlu olmak..Güzel bir ilişki yaşamak..Hangi ara karşı taraflara geçtik? İşte tekrar başa dönüyoruz. Herkesin kendine ait dünyasında kendi hissettiklerinde yatıyor herşey. Biz kendimize göre yaşıyoruz ilişkiyi. Karşımızdakide kendine göre. Peki bu yaşananlar tek tarafın hissettikleri ve yaşadıklarıyla yürütülebilecek bir şey mi? İlişki adı üstünde iki kişilik değil mi? O halde neden sürekli tek kişilik yaşıyoruz herşeyi. Hiçbir şekilde kendimizi ifade etmeden sürdürüyoruz ilişkiyi. Bir pürüz çıktığındada ‘’Haydaaa..Ne oldu şimdi?’’ deyiveriyoruz. Duygularımızı aktardık mı? karşı tarafa..’’Benim ilişkiden beklentilerim bunlar ya seninkiler ne?’’diye sorduk mu? ‘’Ben sana bunları hissediyorum sen ne diyorsun?’’dedik mi? ‘’Yolunda gitmeyen birşeyler var sanırım, konuşalım mı?’’ gibi önerilerde bulunduk mu? Bunların hiçbirini yapmadıysak niye şaşırıyoruz aksi giden şeylere. Düzgün gitse daha tuhaf olurdu oysaki.

Kendimizi,duygularımızı,beklentilerimizi kısacası herşeyi paylaşalım. Bunları aktarmaktan çekinmeyelim. Bu yaklaşımımız karşı tarafıda harekete geçirecektir ve oda aynı şeffaflıkta hareket edecektir. Yani her iki tarafında kendini ifade ettiği, düşündüklerini en güzel biçimde anlattıkları, açık kartlarla oyunu en zevkli haliyle oynadıkları güzel paylaşımlar için emek harcanan bir ilişkiden bahsediyorum. Ne dersiniz? O kadarda zor görünmüyor değil mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder